O KIZ

 

uçurumlara tutunmuş adsız bir çiçekti kokusuz
ipsizlerin sokak lambalarına kustuğu gecelerde nedense ağlardı

şemsiyesini kapatırdı sağanak yağmurlarda hep
hep gülümseyen ölülerinin fotoğraflarıyla ıslanırdı

baldıran tokuştururdu kimsesizliğiyle sığınaklarında
zengin selalarıyla yıldızları dökülmüş sabahlara yığılırdı

uzun uzun söyleşirdi toprağı deşen yağmurlarla
sonsuz bir özlemle ellerine toprakta çürüyecek olanlara bakardı

utancından kalbini kaç kez durdurmuştur numune’dekiler bilir
tüm düşleri çöp yığınlarında ayna kırıklarıydı

o kız 
o kız begonvil suskunluğunda
begonvil suskunluğunda ağlardı tanrısına

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir